“Yoksa siz de mi bir Jön Türk’sünüz?”
“Genç Türkler” ya da daha yaygın bilinen adıyla “Jön Türkler” terimine daha önce hiç aşinalığınız olmuş muydu?
Dilimize Fransızca kökenli “jeune” (genç) kelimesinden devşirilerek geçen “Jön” sözcüğü, aslında köklü bir tarihsel kimliği ifade eder.
Eski Türkçedeki “kenç” kelimesinden evrilerek günümüze ulaşan öz Türkçe karşılığıyla başlayacak olursak; karşımıza her döneme damgasını vuran o meşhur “Genç Türkler” çıkar.
Jön Türkler unvanı, bizleri hafızamızın epey gerilerine; Osmanlı İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemi olan II. Abdülhamid devrine götürür.
Devlet-i Âliyye’nin dağılmasını önlemek, ülkeyi modernleştirmek ve hürriyeti getirmek amacıyla ortaya çıkan bu muhalif, aydın ve meşrutiyetçi kuşak, tarihin akışını değiştiren çok önemli özelliklere ve amaçlara sahipti:
- Padişahın mutlak yetkilerinin sınırlandırılmasını;
- Ayrıca işlevselliğini adeta yitirmiş olan, rafa kaldırılan Kanun-ı Esasi’nin (anayasası) yeniden yürürlüğe konulmasını talepkâr olup savunucusu olmuşlardır.
Kısacası dönemin egemen gücüne;
- Tamam, devletin başındasın ama sana verilen yetkilerin dışına çıkamazsın;
- Keyfi uygulamalarda bulunamazsın,
- Anayasa hükümlerine riayet etmek zorundasın diyerek hukukun üstünlüğünü haykırmışlardır.
Geçmiş Jön Türkleri (Genç Türkler) bugünümüzün Z kuşağı da tıpkı geçmişteki fraksiyonlarının izinden ve yolundan yürüyor.
- Üniversitelerin bağımsız kalması adına mücadele veriyor
- Parasız eğitim hakkımızdır diyerek mücadele veriyor.
- Nerede, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, keyfilik, varsa ona karşı tüm inancıyla mücadelesi veriyor.
- Anayasal sınırların dışında kalarak ve keyfi keder karar ve uygulamalara son verilmesi savunuyor.
- Hak diyor, Hukuk’ diyor, Adalet diyor.
- Kişiye göre değil, Topluma göre; Eşit ve Özgürlükçü bir Anayasa diyor.
Adeta tam bir Kuvayi Milliye Ruhu ile vücut bulup mücadele ediyor.
Yoksa sizde bir jön Türk müsünüz?
