Gelenler, Gidenler Ve Yarım Kalmış Bir Hikâyenin Bitmeyen Bekleyişleri!

Yayınlama: 08.10.2026
1
A+
A-

Umut bitmez ki

Daha önce kaleme almış olduğum “Gelenler, Gidenler, Bekleyişler” başlıklı yazıma bir kez daha atıfta bulunarak derlemek istedim.

Siyasetin acımasız demir çarkları hiç durmadan dönüyor.

CHP’de yaşanan tatsız ve vuku bulmuş olayları artık “Sağır sultan duydu, tabiri caizse kör Bayram da gördü.”

Taşlar yuvarlandı, yerine oturdu.

Gelenler geldi, gidenler gitti.

Fakat bu kez üçüncü ayak için, yani “Bekleyişler” başladı!

Peki, nedir ki! bu bekleyiş?

Önümüzdeki dönemde CHP’de yapılması beklenen Olağan Genel Kurultay ve Genel Başkanlık seçimi için startın, yavaş yavaş kendisini hissettirmeye başladığı söylenebilir.

İnceden, kılıçlar kınından usulca çıkmaya başlıyor gibi!

Biz esas meselemize dönecek olursak…

Geçmiş dönem Cumhurbaşkanı adayı sıfatını kazanmış olan Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı yarışını kazanamayınca ve CHP Genel Başkanlığı konusunda da istediğini bulamayınca, “Bunlarla olmuyor, bunlarla yol yürünmez.” diyerek düştü Anadolu’nun tozlu yollarına.

Az gitti, uz gitti; dere tepe düz gitti.

Sonunda, “Millet bir çıkış istiyor.” diyerek Memleket Partisi’ni kurdu.

Hani derler ya:

“Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez.”

Öyle de oldu…

Belirli bir süre, adeta (Teşbihte hata olmaz)i ha bakalım, de bakalım denilerek yoluna devam etti. Fakat işler umulduğu gibi gitmeyince, soluğu bir zamanlar üzülerek ayrılmak zorunda kaldığı baba ocağında aldı.

Kimine göre davet, kimine göre ısrar vardı.

Bu kez davet, “Gel Muharrem!” şeklinde değildi.

Daha kapsayıcı, onura edici bir ifadeyle:

“Baba ocağının kapıları herkese açıktır.” denildi.

O da bu daveti kabul ederek soluğu yeniden baba ocağında aldı.

Peki, hep iyi şeyler mi olacaktı?

İstikrarlı, özgüvenli ve yükseliş sergileyen baba ocağına birbiri ardına kumpaslar kuruldu.

Derken baba ocağı, bugünkü durumuna evrildi.

İşte tam da bu karamsar, içinden çıkılması neredeyse imkânsız hâle gelen ve adeta karaya oturmuş bir gemi görüntüsü veren baba ocağı için “Yeni bir kaptan gerekli.” diyerek yine düştü yollara.

Umut bitmez!

Çünkü yarım kalmış bir hikâyesi vardı.

İnsanın yarım kalan hikâyesini tamamlamak istemesinden daha doğal ne olabilir ki?

Elbette onun da en doğal ve temel isteği, yarım kalan hikâyesini tamamlamak olacaktır.

Ben burada bir görüş zikretmem gerekirse, Muharrem İnce’ye şu konuda hak veriyorum:

“Evet, parti kurmak zor iştir.”

Bu konuda son derece haklı.

Ancak haklı olduğu başka noktalar da var.

Özgür Özel de parti kurmamak için son dakikaya kadar bekledi, sabretti.

Lakin halk dedi ki:

“Sana halk emrediyor Özgür! Partiyi kur!” dedi.

Kuruldu.

“Paramız yok.” dedi.

“Sen karışma, düşünme; bulunur.” denildi.

Bulundu.

“Başımızı sokacak yerimiz yok.” dedi.

“Özgür, sen merak etme; onun da bir çaresi bulunur.” dedi.

Bulundu.

Sana binada alır, otobüste alırız denildi. Halk vermiş olduğu sözünü de tuttu.

Demek ki neymiş?

Halk yeter ki istesin!

İşte bu yüzden bence yeni parti, daha kuruluşundan itibaren tam anlamıyla halkın partisi oldu.

Hem de helal ve temiz bir kuruluşla…

Helal Parti, helal para ile!

Buraya kadar anlattıklarımda “Birileri muradına erdi, birileri hala bekleyiş ve umudun peşinde; Umut bitmez ki!”

Şimdi ise gözler yeniden geleceğe çevrilmiş durumda.

Gelenler geldi.

Gidenler gitti.

Ve şimdi…

Bekleyişler başladı!

Özel’in kamuoyunu verdiği aydınlatıcı bir bilgi ile sonlandıralım makalemizi; bir mesaj konunun vefa metine ışık tuttu.

Gelen Mesaj derki!

“İfadelerim, ifade ettiklerim, Memleket Partisini kurar iken yaşadığım sorunları ifşasıdır.”

“Dedik ya, bekleyişler, umutlar bitmez diye!” bitmeyeceğe de benziyor.

“İster misiniz, Torosların bağrından bir beyefendi, ülkenin kurucu liderinin partisinden genel başkan olsun?”

 

.

 

 

REKLAM ALANI