Afili cümle ve Kelimeler ile, Birbirimizi Kandırmayalım!
Nazım Aktaç Kaleminden Her şey bir adımın yanında, el sıkışıp, gülümsemek ile başladı. Tüm tahammüller neredeyse, yer ile yeksan olmuş, alışığın dışında, toplumca, siyaseten alışık olmadığımız bir tablo ile karşı karşıya kalınmıştı.
“Bir şeyler olacak, olacak gibi, zamana yayılmış bir hareketlenme ön görüsü, beyinlerimizde düşünsel” olarak yer edinmeye başlamıştı.
İlk veri somut adımlar, karşılıklı talepler doğrultusunda, “Kimine göre tarihsel öneme sahip, kimine göre de olmaz ise olmazların “karşılıklı, tüm dünyanın gözü önünde icraatlarını sunmak ile başlamış oldu.
Süreç başladı. Ziyaretler birbiri ardını takip etti, istişareler yapıldı, ortak bir uzlaşı ile masaya oturuldu. Her şey yolunda gidiyor, konunun muhatapları iletişim halinde, “inişli, çıkışlı” süreçlerin sonunda bir ortak payda da nihayet “Rapor” düzeyinde; fikir ve görüş birliğine varıldı.
Varıldı da! Kim kiminle, muhatap olacak, Muhatabın bir tarafının tanımı net iken! Diğer muhatabın Yetkisi, görevi, tanımı ne olacak, nasıl olacak peki “sonunda bir unvan bulundu!
“Koordinatörlük”
Koordinatör mü?
Neyin Koordinatörü, “Barışın”!
Kimden mi bahsettiğimi, siz benden daha çok iyi bilenlerdensiniz.
Takdim ettiniz unvanı, “Koordinatörlüğü”!
Sanırsam bir anlık, ifade edilmişlik gibi! lanse edildi kulaklarımıza, işittiklerimiz!
Oysaki, ifadeleriniz ölçeğinde “Kurucu, Önder, Liderlik” gibi terimlerin yerini, bugün ise geldiğimiz nokta da “Koordinatörlük” gibi, bir unvan yer edindiğini görüyoruz.
Şimdi yukarıda ifade ettiğimiz, tüm etkileyici unvanları bir kenara bırakıp, “sıradanlık” bir unvan ile taçlandıracaksınız?
Siz Koordinatör diyorsunuz, konunun bir diğer muhatapları ise, “Tek Yetkili, Baş Müzakereci “olsun, Uygundur, şekliyle bir beklenti içindeyken!
Sen de! Neden bu kadar “unvana, unvanlara” isimlere takılı kalıyorsun sesleri işitiyor gibiyim.
Madem ki, bahse konu “isimden, unvandan, unvanlardan” feragat edilecek ise; “Görevi, unvanı, İsmi” var olan birisine, “neden, niye, yeniden, tanım ve unvan” arayışına giriyorlar ki!
Yakın Tarihimize bir bakın! Ulus ve ulusal alanda ismi zikredilmiş “Menzup” için “Neden, Niye, Niçin” unvanlar arayışına giriliyor ki!
Gerçekler var iken! “Güneş Balçık ile Sıvanmaz” Unutmayın efendiler.
Bu konu üzerinde, “ortak akıl ve karar vericileri” ivedilikle, istişareye” durum değerlendirmesine, davet edelim mi?
Farzı misal ki! Koordinatör diyelim.
Süreç ’in, yürütme kurulu üyeleri ile mi, Üst Yönetim idari makamlarınca mı temasta bulunacak?
Siz ne vaat edeceksiniz, karşı muhatabınız ne isteyecek, vereceksiniz?
Oysaki muhatabınızın tüm talepleri, “Açık” ve Net” iken!
Peki Kim veya kimlerin, bu konuda kafaları karışık ki?
Bu konu sadece “Muhatapları arasında, istişarelerin zemininden ziyade, İç cephe de tam bir bütünlük, Sivil toplum nezdinde, karşılık bulup ortak bir mutabakat oluştu mu, oluşturuldu mu?”
Önce bu soru ve soruların, Toplum nezdinde cevaplar bulması gerekmez mi ki?
Peki Buldu mu?
Neden “Kandırırlar”?
Neden ve niçin, kanıyoruz.!
Samimiyet ve güvenirlik dereceleri, tam tutarlık gösterip, tamamıyla kesin hüküm görmemiş, bir oluşum, toplum ve vicdan nezdinde yok hükmündedir.
Kısacası her kesimlerce de bir “Helallik “alınması gerekmez mi?
Soruyorum şimdi size, “Kim veya Kimler, Haklarını Kimlere, Helal eder ki. Etsin ki”!