Sanatın Işığı Urla’da Yükselecek
İDA Sergi 2026, resimden heykele, porselenden cama uzanan farklı disiplinlerdeki eserlerle 14-29 Kasım tarihleri arasında Pintura Urla Sanat Galerisi’nde kapılarını açıyor. Resimden heykele, porselenden cama, ahşaptan dijital tipografiye uzanan eserleriyle yedi sanatçıyı bir araya getiren İDA Sergi 2026, “Işık” temasını doğa, varoluş, özgürlük, hafıza ve dönüşüm ekseninde yorumluyor.
Bilgehan Uzuner’in zeytin ve doğa üzerinden insanın varoluşuna uzanan eserlerinden Pınar Baklan’ın porselen heykellerine, Yeşim Sanatçı’nın cam çalışmalarından Didem Burak’ın canlı performansına uzanan sergi, 14-29 Kasım tarihleri arasında Pintura Urla Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak. Bilgehan Uzuner’in onur konuğu olduğu sergide, Buket Uzuner de özel bir etkinlikle sanatseverlerle buluşacak.
Sanatın farklı ifade biçimlerini ortak bir kavram etrafında buluşturan İDA Sergi 2026, 14-29 Kasım tarihleri arasında Urla’da sanatseverleri ağırlamaya hazırlanıyor. Bu yıl “Işık” temasıyla gerçekleştirilecek sergi; Prof. Bilgehan Uzuner, Dr. Pınar Baklan, Yeşim Sanatçı, Kayhan Öztürk, Sanem Tufan, Alime Şahin ve Didem Burak’ın eserlerini bir araya getirecek. Resim, heykel, porselen, cam, ahşap ve dijital tipografi gibi farklı disiplinlerden üretimlere ev sahipliği yapacak sergi, ışığın yalnızca aydınlatan değil, görünmeyeni açığa çıkaran, hafızayı taşıyan, dönüştüren ve yeni anlamlar yaratan gücünü sanatın diliyle sorgulayacak. Serginin onur konuğu sanatçı ve akademisyen Prof. Bilgehan Uzuner olurken, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Buket Uzuner de İDA Sergi kapsamında düzenlenecek özel etkinliğin konuğu olarak sanatseverlerle buluşacak.
Yedi Sanatçıdan Işığa Yedi Farklı Bakış
İDA Sergi 2026’nın merkezinde yer alan “Işık” kavramı, sanatçıların kişisel deneyimleri, malzemeyle kurdukları ilişkiler ve özgün anlatım biçimleri üzerinden çok katmanlı bir sergi deneyimine dönüşüyor. Sergide amaç, yedi sanatçının aynı kavrama aynı yanıtı vermesinden ziyade, ışığın her sanatçının dünyasında nasıl farklı bir karşılık bulduğunu ortaya koymak.
Sanatçı ve akademisyen Prof. Bilgehan Uzuner, ahşap, kalay, seramik, bronz ve farklı malzemelerle şekillendirdiği eserlerinde doğa, varoluş ve insanın kendi sonunu hazırlayan tercihleri üzerine düşündürüyor. Özellikle “Başyapıt Zeytin” adlı çalışmasında ışığa ulaşmak için başka bir ağaca sarılan ve sonunda tutunduğu ağacı da kendisiyle birlikte çürüten sarmaşıktan hareket eden Uzuner, doğanın döngüsü üzerinden insanın varoluşuna ilişkin güçlü bir metafor kuruyor. “Optik Nakış” ve “Techne” eserleri de sanatçının malzeme ve biçim arasındaki ilişkiyi araştıran disiplinlerarası yaklaşımını yansıtıyor.
Dr. Pınar Baklan, porselen heykellerinde ışığı hakikatin ve görünür olmanın bir ifadesi olarak ele alıyor. “Işığın Sesi” adlı çalışmalarında kırılgan porselenin içinden geçen ışığı, karanlığın ortadan kalkmasından çok onun içinden kendine yol bulabilen bir güç olarak yorumluyor. “Hangi Çizgi Beni Çizdi?” eserinde çizginin yaşam ve sanat içindeki anlamlarını sorgularken, “Duygularımın Esiriyim” çalışmasında ise insanın yoğun duygularıyla kurduğu ilişkiyi geleneksel vazo formu üzerinden anlatıyor. Eserlerinde gerçek altın kullanması, ışığın değer ve görünürlükle kurduğu bağı da vurguluyor.
Yeşim Sanatçı, camın ışığı geçiren ve izleri hafızasında taşıyan yapısından yola çıkıyor. “Işık Tanıktır” eserinde ışığı dile getirilemeyeni görünür kılan bir tanık olarak ele alan sanatçı, “Eşik” çalışmasında ise fark etme, bakma ve yüzleşme anına odaklanıyor. Kayhan Öztürk de ahşap yontu eserleriyle ışık ve karanlık arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Sanatçının “Eşik” başlıklı yatay ve dikey formları, iki farklı varoluş alanı arasında kalan insanın yönünü seçme ve karar verme deneyimini temsil ediyor.
Sanem Tufan, metal heykellerinde doğanın özgürlük ve yaşama tutunma gücünü görünür kılıyor. “Deniz ve Biz” serisinde deniz ve martılar üzerinden özgürlük hissini ifade eden sanatçı, “Güneşin Olsun Gönlünde” çalışmalarında ise bitkilerin ışığa yönelme ve en zor koşullarda dahi hayata tutunma güdüsünden ilham alıyor. Işığı yalnızca aranan bir kaynak değil, zamanla insanın kendi içinde taşıyabileceği bir güç olarak yorumluyor.
Alime Şahin, dijital tipografi ve fotoğraf baskılarını kullanarak ışığı sözcükler, varoluş ve düşünce üzerinden ele alıyor. “Hiç Kirlenmemişti”, “Işık”, “Var Olmak”, “Var mısın?”, “Kırılma, Yansıma, Çoğalma”, “Dağılmak, Devam Etmek, Yaşamak” ve “Olasılık, Eylem, Gerçekleşme” başlıklı çalışmaları, izleyiciyi var olmanın anlamı, kendilik ve dönüşüm üzerine düşünmeye davet ediyor.
Didem Burak ise serginin açılışında gerçekleştireceği canlı performansla “Rezonans” adlı eserini tuval üzerine aktaracak. Renklerin, hareketin ve anlık etkileşimlerin bir araya geldiği çalışma; insanlar arasındaki görünmez bağları, ortak duyguları ve karşılaşmaların yarattığı uyumu odağına alıyor. Sanatçının üretim sürecini izleyicinin karşısında gerçekleştirmesi, serginin sanatla kurulan canlı ve doğrudan ilişkiyi öne çıkaran özel anlarından biri olacak.
Sanat Ve Edebiyat Aynı Çatı Altında Buluşuyor
İDA Sergi 2026, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirmenin yanı sıra edebiyatla da bağ kuruyor. Türk edebiyatının önemli yazarlarından Buket Uzuner’in sergi kapsamında gerçekleştirilecek özel etkinliğe katılması, ışık temasının edebiyatın düşünsel dünyasıyla da buluşmasını sağlayacak. Böylece sergi, eserlerin izlenmesinin ötesinde sanat, edebiyat ve düşünce etrafında ortak bir paylaşım alanı yaratmayı hedefliyor.
İDA Sergi’nin organizatörü ve bağımsız küratörü Armağan Portakal, serginin ortaya çıkış sürecini ve taşıdığı anlamı şu sözlerle değerlendirdi:
“İDA Sergi’yi benim için değerli kılan en önemli unsurlardan biri, birbirinden farklı disiplinlerde çalışan sanatçıları ortak bir kavram etrafında buluştururken her birinin özgün sesini koruyabilmek. ‘Işık’ temasını seçerken yalnızca fiziksel aydınlanmayı değil; fark etmeyi, yüzleşmeyi, görünmeyeni görmeyi, yeniden başlamayı ve kendi içimizdeki ışığı keşfetmeyi düşündük. Her sanatçımız bu kavrama kendi malzemesi, deneyimi ve dünyası üzerinden yaklaştı. Ortaya çıkan çeşitlilik, serginin en kıymetli taraflarından biri. Ayrıca Pintura Urla Sanat Galerisi’nin sahibesi Özlen Yücelmiş ile fikir ve gönül birliği yapmış olmamız bu sergiyi birkaç adım öne taşıyor. Sanatın insanları bir araya getiren, ortak değerler etrafında buluşturan gücüne inanıyoruz. Urla’nın sanatla kurduğu güçlü bağın içinde, bu serginin de izleyicilerle samimi ve kalıcı bir ilişki kurmasını istiyoruz. İDA Sergi’de ziyaretçileri yalnızca eserleri görmeye değil, kendi ışıklarını ve o ışığın onlarda uyandırdığı duyguları keşfetmeye davet ediyoruz.”
İDA Sergi 2026, 14-29 Kasım tarihleri arasında Pintura Urla Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.
